ısparta iline bağlı şirin bir ilçe olan sütçüler insanlarının sıcaklığı,yardımseverliği,konukseverliği ilçeye geldiğinizde göze çarpan özellikleridir...
Üye Girişi
Şifremi Hatırlat Şifremi Hatırlat
| |
Yeni Üyelik Yeni Üyelik

Isparta - SütçülerIsparta - Sütçüler
SÜTÇÜLERSÜTÇÜLER
İlçesiİlçesi
wwwwww
.sutculerliler..sutculerliler.
comcom
SUYAD 2017 FUTBOL SUYAD 2017 FUTBOL

Hoşgeldiniz... Hoşgeldiniz...

Eklenti Kur
Radyo Radyo

Kaydol
E-Bülten E-Bülten

EtkinlikEtkinlik Kayıt Formu Kayıt FormuEtkinliklere kaydolmak için tıklayınız
UlaşımUlaşım Krokisi Krokisi
DavetDavet Bölümü BölümüTanıdıklarınızı çağırın sitemizi canlandırın
İletişimİletişim Formu Formuinfo@


TAKVİM TAKVİM

Reklamlar Reklamlar

AHMET MUHİP DRANAS´IN AĞRI ŞİİRİ MUTLAKA BİR OKUYUN.

ADNAN ÖZBALCI

Adnan Özbalcı Adnan Özbalcı

2222 Hit
Gönderim Tarihi : 18.04.2013
AĞRI
Vardım eteğine,secdeye kapandım;Koşup bir koluna sımsıkı abandım. Karlı başın yüce dedikleyin yüce,Sükûn içindeki heybetin gönlümce. Devce yapında ilk rahatlığı duydum.Şifası mı ne ki ruha bu ilk yudum Hayâl arkasında boş çırpınışlarınSen uygun bir vakti gelince rüzgârın Sonsuzluğa doğru kalkacak sihirliBir gemisin göklerde demirli Ve ben rıhtımında bekleyen tek yolcu...Düşüncemizin en haksız, en korkuncu; Açan o ağulu çiçek delilikte,Gir sır mezara cesetle birlikte, Şüphe; o bin çeşit çilenin yemişi,Yılan ağzındaki elma... Ey, ateşi En derin yerinde gizli gizli yanan!Seyrediyor ruhum kar balkonlarından İnsanın göresi olmaz manzarayıVe aklın o uçsuz bucaksız sarayı Yıkılıyor... Duygu bir kartal hızıylaFırlıyor engine sevinç avazıyla Bulutlar ne güzel bulutlardır onlar,Hep öyle başımın üstünde dursunlar Menekşe rengi, kan rengi, toprak rengi...Asılı kalsın hep bu yağmur hevengi. Dünyayı saran bu gece ne gecedir,Yıldızlardan yağan ışık ne incedir! Yansın o yıldızlar, bitinceye kadarEn derin uykular, en tatlı uykular. Ey, gökperdelere şahlanan tanrısal!Eteklerindeyiz işte. Ve bir masal İçinden gelmişiz sana, atlı yaya,Attığımız okta kısmeti bulmaya. Yitik, perişandır elbet bencileyinPişmanlığın ırgat olup geceleyin Günle bahtın çağrısına koşan kişi.Ah, iç sıkıntısı! sen ettin bu işi. Zevk, o yosma kadın eski bir bahçedeAyaküstü günah işlenen gecede Bir susuzluk kadehi sunmuştu bana:Yüzümü maskesiz gösteren ilk ayna. Yel alsın götürsün bütün o geçmişi,Büyülü kadehin zehrinden içmişi Serin yalanında kandırmaz her pınar.Dindirir miydi ki en tatlı rüzgârlar Bende gizli gizli başlamış ağrıyı:Bu, rüzgâr ve gemi uğramaz bir kıyı Ya da bir teknede açılmış bir delik;Hangi pencereye koşarsan ahretlik Bir gökyüzü, siyah, güneşten habersiz,Her adım attığın yeri basan bir sis. Hangi yana baksam onu görüyorum:İnancın kaydığı bir dipsiz uçurum; Günah kapılarının aralandığı,Tanrıların bile avaralandığı Şaşkın, çaresiz bir insan kaderince.Güneş! güneş! güneş! ey, ölümsüz ece! Sana tapınanlar kardeşimdi benim;Güneş! güneş! ben sana doğru gelenim, Kucakla beni, tanrıça, sev, sar beni,En yırtıcı, en aç hayvanların ini İçimin göz görmez mağaralarıma girSenin girmediğin yerde haset, kibir Dert, kin, yalan, ölüm, korku ve işkence,Çakal seslerinden örülmüş bir gece, Teneşir başında oynaşan çirkinlerEngerek düğümü doğuran gelinler, Zina şöleninde beynin nöbet nöbetCehennem halayı çeken bin iskelet Ve yaprak indiren ağaçlar baharda...Senin bağışından yoksun kucaklarda Çocuklar kertenkeleyle bir biçimde.Ağrı'ya eş bir dağ olsaydı içimde İlkin şu gönlüme doğardın her sabah,Daha her yer geceyken sarardın, gümrah Sarı saçlarınla benim varlığımı,Kendimde taşırdım kendi taptığımı... Ağrı'ya eş yüce bir dağ yok içimdeNe kadar cüceyim dert ve sevincimde! Kaplamış gözümün gördüğü her ufkuUmutsuz, zifiri bir gece, bir korku. Ah, yazık ki bütün insanlık güneşsiz.Ey ateş, nasıl da seni yitirmişiz! Bu yalnız inilti esen manzaradanBir çaresiz ay'dır sallanan aradan; Işık tuttuğu her şey bir taze yara.Onmaz bu gece. Bırak karanlıklara! Can yiğitliği yitirmiş, kalp aşkıİlenişlerinden insanın bir şarkı Tutmuş dört yanı, bir çirkin ağıt, eski...Ah güç de değildi bahtiyarlık belki; Üstümüzde deniz gibi bir gökyüzüAltında her kalbe esenlik payı var; Bizimdir, yelken açmış giden bulutlar,Vurup alnımıza serin gölgesini, Bizimdir bu koku, bu renk dolu siniÜstünde seslerle ışıklar kamaşan; Bizimdir bu zafer, bu beste ve bu şan.Şu aydın, ferah ve rahat gök altında Her kazazedenin müjdesi bir ada,Her gülüşe ayna bir gölek kenarı; Koparırken elin taze meyvalarıÖyle kolaydı ki yaşıyorum demek; Soframıza konmuş bu doyulmaz yemekNiçin bir zehirli kaşıkla yenmede? Ağrı! başına boz bulutlar inmede.Ne ki bu cendere, ne ki bu sonsuzluk, Kim bu vurulmuş yatan, ova boyunca,Bir kan çeşmesine açık durup avcu? Çile pazarında cana pey sürümüÇözmek mi istemiş o çetin düğümü? Korkunç bir ezgide çatlayan bu kamışYitirdiğimiz bir cennet mi aramış, Ölümsüz barışa gülen şafakları,Lezzet ve esenlik tüten ocakları, Ömre öpüş tadıyle uyandığımız,Tanrısal bir çıra gibi yandığımız?.. - Dağ! senin yandığın gibi bir vakitler-Vuran bir toz parçası değilse eğer Küçük gövdesine budur giren ölüm,Onun yüzünü bizden çeviren ölüm... Sen ey, oyununu en güzel oynayan!Hangi kıvılcımla fışkırttın ruhundan Bir gün söndürdüğümüz kutsal ateşi?Ey sen! ölümden çok hayatın kardeşi Dirilttin nasıl bir mucizeyle tekrarHer şeyi, dostluktan düşmanlığa kadar Ve geri getirdin o sürgünlerini?Nerde buldun tekrar eski günlerini Zamanlar içinde yitmiş kardeşlerinVe en güzelini sönmüş ateşlerin, Kalbimin o kadar sevdiği o gülü,Ölüm ötesinin mutlu tahayyülü Evrensel cümbüşü, yaşama şevkini,Bizden gidenlerin bir gün en yakını Ümidi ve şafak kanatlı neşeyi,O aşkı, o tadı, o gülümsemeyi?.. Ey boş gecelerin dadı ayışığı!Salla, salla hüzün uyuyan beşiği Söğütlerin nazlı dalları içindenKi o altın saman yolları içinden Bir sabahı özleyen şu taze kadınYatsın başyastığına anılarının; Bir makine sesiyle işleyen kalbiAlıp gezdirsin onu bir gemi gibi Düşlerinin durgun, mavi denizinde.Beni de hep kendi kendimin izinde Fenerinle yolumu aydınlatarakBarış çeşmesini aramaya bırak, Budur yaşadığın sürece görevin;Gecelerin birinde, solgun alevin Güne yenilmeye başladığı zamanÜstüne başımın düştüğü kitaptan Eser Mevlânâ'nın üflediği rüzgâr...İşte, gam türküsü söyleyen kamışlar Rüzgârından gördüğüm ova boyunca.Bu bir düştür belki, insan uyanınca, Gözlerinde kalır serabı bir ömür,Her şey bu ışıltı ardından görünür O insana; sevmek, yaşamak ve ölüm.Seni uykuya çekip götüren elim Kadınım, ayışığı içinden şu andaAldanış diye ne varsa bir insanda O daldan tutuyor...Böyledir bu. KaderKavuşur sabaha en uzun geceler Ve serin durur her avunuş testisi.Rüzgârlar başladı. Sonsuzluk gemisi Önünde köpürüp şahlanmada engin;Yolcusu olduğun nihayetsizliğin Bir ucu Allah'ta ve sende bir ucu.Başlıyor serüvenlerin en korkuncu: Gökyüzüne doğru yürüyen yeryüzü,Barıştıran sınır geceyle gündüzü; Ey sonuca doğru ilkuçtan gelen Dağ!Göğü perde perde delip yükselen Dağ!
Ahmet Muhip DRANAS

 

CEVAP GÖNDERİM FORMUCEVAP GÖNDERİM FORMU
Mesajınız* :
Not : Lütfen küçük harf kullanınız.
Not : Lütfen küçük harf kullanınız.

Önemli Not : Gönderilen mesajlar sistem tarafından kayıt altına alınmakta olup site yöneticileri tarafından görülmektedir. Lütfen bu hususa dikkat edelim ve başkalarını rahatsız edici mesajlar göndermeyelim.
Sayfa Üretim süresi1 :0,0474

© 2011 sutculerliler.com
Sütçüler İlçesi Web Portalı http://www.sutculerliler.com

Tam Ekran